01 Aralık 2005

*Med Cezr*

Hareket eden duvarlar arasında , bomboş bir odada , parmak uçlarımla ;ileri geri geziniyor, ne ile neyi tartacağımı ararken, bocalamamaya özen gösteriyorsam da kaybediyordum …
Yerdeki çam tahtalarının uyumuna imreniyor , görselliğini yitirmiş köşelerinde kendime küçük de olsa bir pay çıkarmayı ihmal etmiyordum …
Duvarlardaki boyayı diğer renklerden ayırt edebilmek için diretiyorsam da; gözlerim sabit bir bakışta konaklıyordu.( Neden ..) Çalkantılı ayrıntıların, bir dağ haşmetiyle kurnazca gülümsemesi bana dokunmuyor değildi.
Yenilmişliğin verdiği acı ; bir yandan kırbaçlarken diğer yandan da çöküntüye gömüyordu ki , tinsel ve tensel dokunuşları da tavana asmakta da geç kalmıyordum .( Acelecilik kaçınmazım mı … )
Ses kendi nefesim , gölgem ikinci bir ben ..

“Her bilinç kendine özgü bir niyet geliştirir.Ve bu niyet o bilincin neyi , nasıl anlamlandıracağını etkiler” Husserl

Gezinmem bittiğinde, zil sesini duyuyorum. Bir defa çalan zil şimdi susmuş bir şekilde kapıyı açmayı dikte (dikta) (işaret-zorluyor) ediyor. Kapıda bir paket! ( Paketin sahibi mi , paket mi merak edilir )
İçeri girerken bir yandan paketi açıyorum ;akvaryum… Tek bir balık kendi hücresinde … Onun arkadaş(yoldaş-dost) olması için düşüncelerimi içine boşaltıyorum . Balık ve düşüncelerim...
Bir ağ atsam önce hangisini yakalayabilirim? Üçgenin yine bir tarafı eksik! Kırsam akvaryumu balık ölecek. Çıkmazlarda sallanıyorum; “Durdurun salıncağı “ nefesim kesiliyor! Kalp atışlarım yükseliyor... Beni duyan kimse yok , dudaklarım kımıldamıyor ki … Bana yaklaşan ışık ( ilk mesajım )
Az önce şiddetle sallandık, biliyorum biraz sonra duvarlar yıkılacak. Ben (enkazın) çöküntünün altında kalacağım yine! Çığlıklarım benim olacak ,Ben akvaryumu dışarı çıkarmalıyım! Balık yaşamalı .
Ayna görüntünün görüntü de benim .

“ kendi kalbine bakamayanın; yaşamı bulanıktır kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün
muradını keşfedenlerdir .Dışarıya bakan rüya görür , hayal dünyasında kaybolur ; içeriye bakan uyanır
kendini keşfeder . “
Carl Jung

Sakin olmalıyım… (Bir yığın düşünce arasında nasıl sakin olunacaksa!) Düşünceler arasında med-cezr’lerim oluyor. İçimdeki beni anlatmadan, (akabinde) dalgalar arasında yaşam savaşımı vermeden diğeri başlıyor. Her şey yarım ….
Ve ikinci bir zil .. Kapıda bir paket ( bırakanı merak etmiyorum , ip uçları beni ona götürecek ) Müzik kutusunun kapağını açıyorum; müzik çalıyor. Balerin dans ediyor ve düşüncelerimde ona eşlik ediyor ..
( bütün hikayeler bir sarmaşıktır. Yapraklarını kırsak , dallarını küçültsek , kökü ne yapacağız . Sarmaşıklar kalsın)
İçimdeki ben’e geri dönüyorum. Her şeyden önce; onu cesur diye tanıtabiliri. Hayatı irdelersek ;hayat, kişinin bire bir yaşantısıdır ki; kendi iç dünyasındaki özgürlüğü kavradığı zaman, kişi etken olan her şeyi ihraç etmeyi başaracaktır. Ayrı köşelerden aynı hayat hikayesi indirilse de ..

Zil çalmadan kapı açıldı .Korktum birden! Başımı kaldırmak istemedim. Bana iyice yaklaştı;
-Sen miydin?
-Elini aç lütfen!

Tereddüt etmeden elimi uzattım. Küçük bir paket avucumun içindeydi. Nedir bu? sorusuyla gözlerine baktım. Gözleri “açsana” paketi diyordu ki; paket avucumun içinde büyümeye başladı. Büyüdü ….büyüdü ….
Paketi açtım bir albümdü . Tebessüm etmek istedim , hoşuma gitmişti . İlk sayfasını açtım: O da ne? Tüm fotoğraf kareleri boştu!!!
-Resimleri neden göremiyorum ?
-Bana cevabını alamayacağın sorular sorma.
(Getirdiğin albümde senin gibi)
-Ona düşüncelerini yerleştir ve bana ver !
(gözlerimle bu kolay mı diye baktım beni anlamış olacak ki )
-İstersen ..
-Paket için teşekkür ederim . Kapıdan çıkmak üzereyken “ görevim “dedi gülümseyerek
Önce saçlarım, sonra kağıtlar uçuştu. Ben hala hareketsiz duruyordum. Ta ki; yüzüme düşen yağmur damlasına(!) kadar. Sabah olmak üzereydi. Açık unuttuğum pencereyi hemen kapattım. Yerden not aldığım kağıtları topladım . Gözlerim yorulmuştu.

Yazılamayanları okuyabilseydik kelimeler d e düşünmek zorunda kalırdı .

Ümitzeynep

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home