*Med Cezr*
Hareket eden duvarlar arasında , bomboş bir odada , parmak uçlarımla ;ileri geri geziniyor, ne ile neyi tartacağımı ararken, bocalamamaya özen gösteriyorsam da kaybediyordum …
Yerdeki çam tahtalarının uyumuna imreniyor , görselliğini yitirmiş köşelerinde kendime küçük de olsa bir pay çıkarmayı ihmal etmiyordum …
Duvarlardaki boyayı diğer renklerden ayırt edebilmek için diretiyorsam da; gözlerim sabit bir bakışta konaklıyordu.( Neden ..) Çalkantılı ayrıntıların, bir dağ haşmetiyle kurnazca gülümsemesi bana dokunmuyor değildi.
Yenilmişliğin verdiği acı ; bir yandan kırbaçlarken diğer yandan da çöküntüye gömüyordu ki , tinsel ve tensel dokunuşları da tavana asmakta da geç kalmıyordum .( Acelecilik kaçınmazım mı … )
Ses kendi nefesim , gölgem ikinci bir ben ..
“Her bilinç kendine özgü bir niyet geliştirir.Ve bu niyet o bilincin neyi , nasıl anlamlandıracağını etkiler” Husserl
Gezinmem bittiğinde, zil sesini duyuyorum. Bir defa çalan zil şimdi susmuş bir şekilde kapıyı açmayı dikte (dikta) (işaret-zorluyor) ediyor. Kapıda bir paket! ( Paketin sahibi mi , paket mi merak edilir )
İçeri girerken bir yandan paketi açıyorum ;akvaryum… Tek bir balık kendi hücresinde … Onun arkadaş(yoldaş-dost) olması için düşüncelerimi içine boşaltıyorum . Balık ve düşüncelerim...
Bir ağ atsam önce hangisini yakalayabilirim? Üçgenin yine bir tarafı eksik! Kırsam akvaryumu balık ölecek. Çıkmazlarda sallanıyorum; “Durdurun salıncağı “ nefesim kesiliyor! Kalp atışlarım yükseliyor... Beni duyan kimse yok , dudaklarım kımıldamıyor ki … Bana yaklaşan ışık ( ilk mesajım )
Az önce şiddetle sallandık, biliyorum biraz sonra duvarlar yıkılacak. Ben (enkazın) çöküntünün altında kalacağım yine! Çığlıklarım benim olacak ,Ben akvaryumu dışarı çıkarmalıyım! Balık yaşamalı .
Ayna görüntünün görüntü de benim .
…
“ kendi kalbine bakamayanın; yaşamı bulanıktır kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün
muradını keşfedenlerdir .Dışarıya bakan rüya görür , hayal dünyasında kaybolur ; içeriye bakan uyanır
kendini keşfeder . “
Carl Jung
Sakin olmalıyım… (Bir yığın düşünce arasında nasıl sakin olunacaksa!) Düşünceler arasında med-cezr’lerim oluyor. İçimdeki beni anlatmadan, (akabinde) dalgalar arasında yaşam savaşımı vermeden diğeri başlıyor. Her şey yarım ….
Ve ikinci bir zil .. Kapıda bir paket ( bırakanı merak etmiyorum , ip uçları beni ona götürecek ) Müzik kutusunun kapağını açıyorum; müzik çalıyor. Balerin dans ediyor ve düşüncelerimde ona eşlik ediyor ..
( bütün hikayeler bir sarmaşıktır. Yapraklarını kırsak , dallarını küçültsek , kökü ne yapacağız . Sarmaşıklar kalsın)
İçimdeki ben’e geri dönüyorum. Her şeyden önce; onu cesur diye tanıtabiliri. Hayatı irdelersek ;hayat, kişinin bire bir yaşantısıdır ki; kendi iç dünyasındaki özgürlüğü kavradığı zaman, kişi etken olan her şeyi ihraç etmeyi başaracaktır. Ayrı köşelerden aynı hayat hikayesi indirilse de ..
…
Zil çalmadan kapı açıldı .Korktum birden! Başımı kaldırmak istemedim. Bana iyice yaklaştı;
-Sen miydin?
-Elini aç lütfen!
Tereddüt etmeden elimi uzattım. Küçük bir paket avucumun içindeydi. Nedir bu? sorusuyla gözlerine baktım. Gözleri “açsana” paketi diyordu ki; paket avucumun içinde büyümeye başladı. Büyüdü ….büyüdü ….
Paketi açtım bir albümdü . Tebessüm etmek istedim , hoşuma gitmişti . İlk sayfasını açtım: O da ne? Tüm fotoğraf kareleri boştu!!!
-Resimleri neden göremiyorum ?
-Bana cevabını alamayacağın sorular sorma.
(Getirdiğin albümde senin gibi)
-Ona düşüncelerini yerleştir ve bana ver !
(gözlerimle bu kolay mı diye baktım beni anlamış olacak ki )
-İstersen ..
-Paket için teşekkür ederim . Kapıdan çıkmak üzereyken “ görevim “dedi gülümseyerek
Önce saçlarım, sonra kağıtlar uçuştu. Ben hala hareketsiz duruyordum. Ta ki; yüzüme düşen yağmur damlasına(!) kadar. Sabah olmak üzereydi. Açık unuttuğum pencereyi hemen kapattım. Yerden not aldığım kağıtları topladım . Gözlerim yorulmuştu.
Yazılamayanları okuyabilseydik kelimeler d e düşünmek zorunda kalırdı .
Ümitzeynep

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home