19 Kasım 2005

***Yürekten Akan Kan ***

Ressamın özenle tablosuna yerleştirdiği figürler gibi aşkları da bulundukları yere bir tablo olarak yansımıştı . Ay gecede dolunay, mehtap doyumsuz bir güzellikte , bulutların pembeleşmiş yanaklarında heyecan ve birbirlerinin gözlerine aşıklar gibi bakan yıldızlar . Deniz sakin ve küçük dalgaların ezgisinde sessizliğin kutsadığı iki yürek Selçuk ve çisem Selçuk bitmesini hiç istemediği zaman dilimindeydi keşke bu anda kalsam hep diyordu ve gözleri çisem in gözlerindeydi bu ısrarcı bakışlardan rahatsızlık duyduğunu bildiği halde… Mutluluk son demdeydi ve konuşmak dahi istemiyordu bir süre daha sessizlik her ikisini birden misafir etti . Çisem tereddütler içindeydi sezgileri; bu an , ona mazi olacağını söylüyordu bu fısıltıdan uzaklaşmak ve aşkının verdiği hazzı iliklerine kadar hissetmek istiyordu ama kulağındaki fısıltı içini kemiriyordu. Birinde hüznün esir aldığı mutlu an / diğerinde sevinç ve mutluktan sarhoş olmuş duygular.. V e tabloya uzanan rüzgarın eli… İlk irkilme masada yanan mumdan …Mumdan bir is gecenin derinliğinde kehaneti eziyordu.. Birden bulutlar çisemin duygularını alkışlamak için telaşlanmışlardı ve ilk damla ellerine düşmüştü her şey o damlada …Selçuk :- sevgilim hep yanımda olmanı istiyorum bu ömür seninle nihayet bulmalı gel yağmur damlaları ile yarış yapalım Çisem :- tamam ..Şimdi sahilde geziyorlardı kum tanelerinin yağmurda iç çekişi , küçük deniz kabuklarının mat rengi ve kelimelere yüklenmekten çekinen iki sevgili sükutu bozan Selçuk olmuştu - Düşten değil de yüreğimden uzatsam ellerimi tutar mısın sevgili .( ve gecenin notaları gülücükler ) yakında bir romana başlayacağım çisem ve aşkımızın kitabını sana ithaf edeceğim seninle inan mutlu bir yuva kuracağız Çisem : - Biraz beni dinle hayalperest Selçuk :- Hiç de değil bunlar gerçek olacak canımın içi ..Çisem :- Selçuk eğer bir gün ayrılırsak ..Selçuk . - Sus ne olur öyle söyleme nasıl ayrılığı düşünebiliyorsun sen beni yaşayan bir ölü mü yapmak istiyorsun ayrılmayacağız canımın içi.. Çisem : - Eğer ayrılırsak gün ola ki bir araya gelemezsek ; inan aşktan hep nefret edeceğim çünkü ömrümde bir defa severim o aşk yıldızını ancak sevdiğime emanet ederim bil ki sonuç tatsız olursa şayet; geriye daim ağlayan ve kırgın bir yürek bırakmış olacaksın ve bunların cevabını ancak şiirlerimde bulacaksın …Selçuk : Çisemin gözlerine bakarak- daim seni seveceğim canımın içi hiçbir şeyi beni senden ayıramaz . lütfen buraya nokta koyalım.. ( kalemlerin kendiliğinden üç nokta yazışı bitmeyen sevdaları mı ? ah o noktalar ) üşüdün sen yağmurda hızlanmaya başladı dönelim Çisem : - Evet üşümeye başladım ( kelimeler de yıkanır mı yağmurda yıkayabilir misiniz ) Okul bitmiş ve çisem evine dönüyordu ama on beş gün sonra gelecekti yabancı dil kursu için garaja kadar onu Selçuk getirmişti Selçuk: Canım lütfen gittiğinde telefonunu hemen aç beni merak içinde bırakma ha ilk işin bilgisayarının başına geçmek olsun sana mesaj atmaya başlayacağım hemenÇisem : - Delisin sen …tamam merak etme gidince tel açarım .( ne zordu ayrılıklar ..bazı ayrılıklar şifrelidir kim şifrelemiş onları kodu bilen var mı çözelim şifreyi ) Onu karşılayama kardeşi Yaman gelmişti özlemle kucaklaşmışlardı(kardeş sevgisi ne güzel değil mi hemen omzunda o büyük destek )Çisem Selçuk tan gelen mesajları okuyordu bir yandan da gülüyordu her mesaj birbiirni aynısıydı seni seviyorum ve özledim cümlesiyle dolmuştu ortalık çisem geriye ben de cevabını vermişti . geceleri Selçuk telefon açıyor çisem nete gir diyordu ve kısada olsa görüşüyorlardı Yaman : - Hadi ama abla işgal ettin bilgisayarı Çisem : - Tamam ufaklık çıkıyorum kinci haftaya girdiklerinde içinde bir gariplik oluşmuştu Çisem in özlemişti sevgilisini bir film şeridi gibi Selçuk tan dinledikleri gözünün önünden geçiriyordu (hayat bir film karesi kadar basitse hüzün acı da o basitlik kadar can yakmalıydı niye bu yaradan hep kan akıyor )ve bir haftada dolmuştu zaman hızlı akmıştı Selçuk çok özledim canımın içi diyordu .( aşk sen yerinde neden duramıyorsun ) Çisem sürpriz yapıyordu Selçuk onun İngilizce kursunun olduğunu bilmiyordu ( gözler aynı gözleri bulacak mı )Evde Ceyda onu bekliyordu ev arkadaşı Ceyda nın iyiliği çoktu sadık bir dosttu Ceyda : - seni özledim yaaa,, hoş geldin nasıl geçti tatil ..Çisem : - hoş bulduk canım bende özlerim seni ..tatil çok güzel geçti annemin yemeklerini özlemişim valizi açsana annemin selamı var sana sevdiğin kurabiyelerden gönderdi Ceyda : - ya çok teşekkür ederim hemen açıyorum..baksana Selçuk biliyor mu geldiğini Çisem : - Hayır ona sürpriz yapacağımCeyda : - o zaman ben Furkan a tel açıp sorayım bu gece nereye takılıyormuş bizde oraya gideriz Çisem :- iyi fikir .. hemen ara .bende bir duş alayım ( dostluk , güvenin kalkanı huzur . Candan dostluklar ne güzel bir duygu değil mi ) Ceyda : - bu gece hayal cafedeler Furkan arabayı bana bırakmıştı hadi hazırlanmaya başlayalım Çisem :- bu güzel Selçuk şok olacak beni gördüğünde hızlı araba kullanıyordu çisem , yaşam onda hep hızlıydı hiç yorulmazdı ( kalp ne zaman yorulur bilen var mı )Cam kenarına oturmuşlardı Furkan da gelmişti beş on dk sonra da Selçuk gelecekti . Çisem in kapıya arkası dönüktü Ceyda . - Çisem arkaya bakÇisem başın arkaya çevirdi yavaşça ayağa kalktı o da ne ..Selçuk tuğçe şafakla kol kola içeriye girmişti ve yüzlerinde gülümsemeler boş masa arıyordu ki gözleri Furkan : - Selçuk buradayız ..ve Selçuk gözlerini çisemin gözlerinde buldu .o ne tuhaf andı ki öyle şimşekler çaktı beyinde , beden ve ruh yer değiştirdi birden , dünya kalemi eline aldı gözlere isyanı yazdı, topraktan çatlaklar yüreği daralt, önce renk kendini kaybetti , duygular şuurunu yitirdi; yok oluş mu , diriliş mi.. kimliklerin dili kurudu aşk kan kustu göz yaşı akamadı yürekten kan damladı ..damla damla kan ( o damlalar )Çisem - Yeni adreste her ikinize de mutluluklar arkadaşlar ( güneş ışığını yitirdi )
SON

ümitzeynep

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home