11 Ekim 2005

*Adımlarım Emrimde * / Gizem mi

İçerisi kalabalıktı ve sıramızı bekliyorduk masada ikinci bir dünyaya kendini kaptırmış biri oturuyordu elindeki kağıttan bir şeyler mırıldanıyordu ta ki biri ona seslenene kadar …
- Oğlum sıkıştık biraz yardım et ..Bak küçük hanımlar bekliyor
Selçuk :
- Tamam baba
Selçuk kızlara yaklaştı ve çisemin gözlerinin içine bakarak
- buyurun küçük hanım size yardımcı olayım
- dedi
Elimdeki reçeteyi ona uzattm
Selçuk :
- Bir dk lütfen hazırlıyorum ..Metin ağrı kesiciyi bulamıyorum yardım eder misiniz
Metin :
- Sağ köşede ...istersen ver reçeteyi ben devam edeyim ..
Selçuk :
- Bu daha iyi olur ..
Sanki masadaki kağıtlar kaçıyordu hemen dosyayı eline aldı ama okuyamadı gözleri çisem deydi ..İçinden kendine gel oğlum dedi ama olmuyordu söz dinlemiyordu gözleri ..Hazırlanmış bir tesadüf için kasaya geçti ve beklemeye başladı ilaçları hazır olan Çisem le arkadaşı parayı kasaya uzattılar Selçuk o kadar dalgındı ki parayı dahi alamıyordu imdada Bekir yetişti ..
ve elindeki dosyadan bir bölümü Selçuk sesli okumaya başladı son bölümünde Çiseme eğilip
- fısıltıyla “ düşten uzansam ellerine elimi tutar mısın sevgili “
Çisem hayır demişti ve hızla oradan uzaklaşmıştı ve o günden sonra Selçuk aşırı ısrarcı olmuştu ve bu ısrar onları bir araya getirmişti ..Sevginin doğumu böyle olmuştu .


Sevgi ,
sende ilk etki neden çok önemli
Sevgi ,
Gözler mi senin sıcak hanenin ismi , orada kaç kişi barınır ? mevsimin kış olunca gözler seni hangi surette gösterir .
Sevgi ,
sen hiç kendi kendini tanımladın mı ?
Bana cevap veresene …


Gecenin renginde ıslak kirpikleri yer değiştiriyor ve uyandığında hatırlayamadığı bir rüyayla garip hislerin içinde ve şimdi sınıftaydı çisem …Gamze öğretmen başıyla işaret etmişti ve çisem önce tok bir ses tonuyla girmişti şiire.. Nefessiz sınıf onu dinliyordu ki dinlememek mümkün müydü ses tonu harikaydı bir başka masal dünyasına uzanıyordu insan..Ruh cezbi bu olsa gerek !
şiir bitince izhara geçmişti ; Dünya Edebiyatının hazinesinde bulunan en kıymetli mücevherlerden de biri olan "Su Kasidesi" ne yazık ki ihtiva ettiği bütün güzellikleri insanlığın gözünün önüne serecek bir şekilde şerh edilememiş ve hattâ bütün özelliklerini kapsayacak bir şekilde anlaşılamamıştır. Fuzulî duyguya, düşünceye ve anlama verdiği önem kadar şekle, lâfza, estetik hususiyetlere ve edebî sanatlara da önem vermiş ve şiirinde her ikisini de birlikte ve aynı başarı ile sergileme başarısını göstermiştir. Bu bakımdan onun şiirlerini bu hususiyetleri göz önünde bulundurarak okumak, anlamak ve şerh etmek gerekmektedir. Fuzulî’nin şiirinde tevriye, iham, cinas, söz ve anlam oyunları ve telmih büyük ağırlık taşır. Fuzulî’nin mısraları ve beyitleri bütün bu hususiyetler göz önünde bulundurularak anlaşılmaya çalışılmalıdır. Böyle bir çaba bize hem bu eserlerin zengin duygu, düşünce ve estetik hususiyetlerini tanıtacak, hem de bugün artık unutulmuş, arkası kesilmiş bir zenginliğin pırıltılarının da kapılarını açacaktır.
Su Kasidesi’nin 8. beytinin ikinci mısraı şimdiye kadar hep “Susuzam bir kez bu sahrada benimçün ara su” şeklinde okunmuş ve Fuzulî’nin burada kurduğu esprili tuzağa düşülmüştür. Bilindiği gibi "kez" sözcüğü eski harflerle hem "kez", hem de "gez" şeklinde okunabilmektedir. Halbuki beytin ve mısraın içindeki diğer kelimelerle birlikte düşünüldüğünde bu sözcüğün "gez" şeklinde okunması gerekmektedir. Çünkü Fuzulî burada "ok" denilen ve ağaç dallarından yapılmış bir âlet yardımı ile su ve hazine arama âdetine telmihte bulunmaktadır. Kelimenin "kez" şeklinde okunması hem anlamı daraltmakta, hem de beytin arkasındaki bu renkli tasvir silinip gitmektedir ..
Klâsik edebiyatımızın mahsullerine daha dikkatli ve kendi içerisinde tutarlı bir bakış açısı ile yaklaştığımız taktirde bu muhteşem güzelliklerin tadına daha çok varacak ve ruhumuzun susuzluğunu bu aşk ve güzellik pınarının suyu ile kandırma imkânını bulacağız.
Müyesser ola ana şâh-râh-ı aşkındaDevâm-ı hüsn-i kabûl ü sebât-i resm-i vefâbeyti ile sona eren bir tevhid ve biri sonradan "Su Kasidesi" olarak meşhur olan dört na’t bulunmaktadır."Su Kasidesi" gerek vezni, gerek âhenkli söylenişi, gerek büyük bir iman adamının Hz. Muhammed’e olan aşkını inanılmaz güzellikte aksettiren samimî duyguları ve gerekse lâfız ve mânâ bağlamında ulaştığı estetik başarı bakımından edebiyat tarihimizin en başarılı eserlerinden birisidir…
Dinlediğiniz için hepinize teşekür ederim ..Kaynak; Yağmur dergisi..
Evet arkadaşlar dedi Tan böylece öğrencilik hayatımızın son dersini Çisem den dinledik .
Şafak
-harikaydın çisem , öğle yemeğini hak ettin bendensin
Çisem
- kes sesini lütfen …
ve kahkahalar başladı ya daha durmaz .Ben hiç sevemedim bu boş kahkaha tufanlarını bunun ardındaki mutlululuk bana hep yavan geldi , yabancı kaldım bu şımarık tavırlara oysaki bana hep şımarıksın derler kimseyi takmaz olduğum için mi söylenir bu , değeri gerektiğinde verdiğim için mi yoksa… Arka sıralardan

biri
- oğlum uğraşmayın şu kızla dört yıldır uğraştınız da kız cevap verdi mi size ….ya gururlu olun biraz
Tan :
-evet evet biraz ağır takılalım J
Gamze öğretmen :
-Arkadaşlar susun ! Çisem dersi güzel hazırlamışsın ben umut ediyorum ki sen bu sahada başarılı olacaksın
Çisem :
alçak bir ses tonuyla
-sağol hocam dedi..


Birbirine veda eden gözler kimi özlem pençesinde, kimisi de kendi havasında , bellik canı acıyanlar vardı gözler yaştı , gözler nemliydi ve bakışlar kaçırılıyordu .. Bazen kıyasıya espriler bazen beraber iç çekişler ve işte koca dört yıl geride kalmıştı….
Bir bulut kadar hafif misin hayat sen?
Damlalar barındırırsın içinde hep üşüyünce mi yağmurlar senden kaçar seni terk eder ..

Ardı ardına eklenen yıllar içinde neleri yama yapmamıştık ki ruhumuzdan akan kanlar olmuştu gecenin rengine karışan… Uzatılan eli kavrayan dost bileği düğüm olmuştu boğazlarda/
ya madem yıkacaktın ..
madem kıracaktın …
dökecektin …
neden dost dedin bana ..

Menfaat sana ne kazandırdı .. Bir yürekten çaldığın ve de senin haberdar olamadığın çok şey var aslında .. Gözlerin boşlukta , gözlerin manasız, gözlerin menfaatte ..Yolun açık olsun kervanın bir daha uğrayamayacak bana, içimi yakamayacak o sahte nefesin.. Uzak dur benden uzak dur bizden .
Saate bakıyorum ne çok hızlı akıyor zaman …Sana yetişemiyorum saat ..zaman yarışı yoruyor beni ..
yemekte Selçuk la olacağız ah Selçuk ya kaybım olacaksın ya kazancım görebildiğimi, sezinlediğimi silmek isterdim değiştirmek isterdim .. sezgi miydi bunun adı yoksa Selçuk ta gözlemlediğim şeyler mi beni ürkütmüştü ..
Ah sevda! sen ne biçimsin ? biliyorum sana hep böyle söylerler farklı bir şey duymadın ki aldırış etmediğinin farkındayım..
sevda senin kabına sığmaz halin aşk mı ?
Aşk , sen ihanetin beşiğini mi sallarsın ?


Neden ben, bu öyküde bu kadar detaya girdim özet geçebilirdim .. Gizem olurdu o zaman anahtarı herkes tutmak isterdi neden değerlisin sen gizem ? sessizlik mi seni kıymetli kılan ..Gizem , ben sana pek aldırış edemiyorum değil mi

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home