*Baharın Kadınına*
| Ada’nın kendine has havası, büyüleyici güzelliği, rahatlatıyordu insanı. Mavinin ve yeşilin kendi tonlarıyla dansı bende düğümlenen her şeyi çözerken; denize , aşıkların sırlarını fısıldayan bahar yağmurları da silip süpürüyordu içimde; kedere, hüzne dair ne varsa… Tuvale sığmayan sadece yıldızlardı. Acaba günün yarısına merhaba dedikleri için mi? Bilmiyorum… Sabahları yürüyüş yaparken; ağaçların, çiçeklerin keyifli gülüşleri arasında kaybolmak adeta onlara nazlanmak ve renginin tılsımlı savaşını veren leylaklara dokunmak bana haz veriyordu. Ada’nın hayranlığına bir de o gizemli kadın eklenince zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyordum. İki yıldan beri baharda; hep aynı saatte karşımda olan bu kadınla, bir tek kelime bile konuşmamıştım. Gizemin anahtarlığını yapan zamana yenilgim miydi bu? (Tunç Tuğra seni tanıyamıyorum. Her şeye bir oyuncak gibi dokunan sen; bir kaktüs çiçeğinin abı hayıtına mı takılmıştın?) http://www.bhdhaber.com/yazar.asp?yazarid=59&yaziid=758 |

4 Comments:
Bitmemiş gibi mi? Bu kadar yazabildim:)
Devamını siz getirin desem?
Merakla bekliyorum...
saygılar.
ümitzeynep
İki üç cümleden sonra devam edecek :) Bekilyorum ama( merakla)
Yorum yapacağım:)
saygılar...
Kısa kısa yazarsanız bu öykü ne zaman bitecek?
:)
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Yorum Gönder
<< Home