02 Nisan 2006

*Baharın Kadınına*

Ada’nın kendine has havası, büyüleyici güzelliği, rahatlatıyordu insanı. Mavinin ve yeşilin kendi tonlarıyla dansı bende düğümlenen her şeyi çözerken; denize , aşıkların sırlarını fısıldayan bahar yağmurları da silip süpürüyordu içimde; kedere, hüzne dair ne varsa… Tuvale sığmayan sadece yıldızlardı. Acaba günün yarısına merhaba dedikleri için mi? Bilmiyorum…
Sabahları yürüyüş yaparken; ağaçların, çiçeklerin keyifli gülüşleri arasında kaybolmak adeta onlara nazlanmak ve renginin tılsımlı savaşını veren leylaklara dokunmak bana haz veriyordu. Ada’nın hayranlığına bir de o gizemli kadın eklenince zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyordum. İki yıldan beri baharda; hep aynı saatte karşımda olan bu kadınla, bir tek kelime bile konuşmamıştım. Gizemin anahtarlığını yapan zamana yenilgim miydi bu? (Tunç Tuğra seni tanıyamıyorum. Her şeye bir oyuncak gibi dokunan sen; bir kaktüs çiçeğinin abı hayıtına mı takılmıştın?)

http://www.bhdhaber.com/yazar.asp?yazarid=59&yaziid=758

4 Comments:

At 4/03/2006 09:00:00 ÖS, Blogger Ümit Zeynep Kayabaş said...

Bitmemiş gibi mi? Bu kadar yazabildim:)

Devamını siz getirin desem?

Merakla bekliyorum...

saygılar.

ümitzeynep

 
At 4/04/2006 12:34:00 ÖS, Blogger Ümit Zeynep Kayabaş said...

İki üç cümleden sonra devam edecek :) Bekilyorum ama( merakla)

Yorum yapacağım:)

saygılar...

 
At 4/04/2006 09:00:00 ÖS, Blogger Ümit Zeynep Kayabaş said...

Kısa kısa yazarsanız bu öykü ne zaman bitecek?

:)

 
At 4/06/2006 12:25:00 ÖÖ, Blogger Ümit Zeynep Kayabaş said...

Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

 

Yorum Gönder

<< Home