*Günlüğümden*
üşüyordu....
sessizlik yorganı olmuştu. Kendi nefesinin arkadaşıydı. Zamanı dilini ısırarak tüketiyordu..... Uyuşan parmak uçlarından başlamıştı hislerini yok etmeye. Özel bir uğraş mıydı? yoksa sessizlik teriminin içinde hapsolan ruhunu tanımak mıydı? İkisi de değil desem .... Karmaşık bir ruh hali hep zikzak çizerken zamanın gövdesinden kopmak ve yüzleşmek istiyordu bir an önce ... Dalından ne varsa koparmak , yaprakları dahi toplamak, rüzgara ses verecek her şeyi çalmak...
Kıvam bulmayan şeyler tat vermez. Acının da neşenin de kıvamı gerek .( sözcükler siz ne çok nankörsünüz! Bana kendi sesimi bile neredeyse farklı verecekseniz . Bırakın ben olduğum gibi kalayım )
'dile gelen sözcük) teselliyi kendinde bulabiliyorsun, nasihatın önce kendine veriyorsun .Tezatı tezatta arıyorsun . Kovalamak herşeyi ve dibi olmayan seçeneklere tutunmak , kör bir kuyuya sudan bir düğüm atmak (yine şemanın içi boş ) beklemeye tahammülün yok ...Yaslan lütfen sesizliğe doğru, uzan iyice ...sessizlikte demlen ... Hiç olmasa bir dene ...
yağmur kanadını kırardı / koparırdı tomurcuklarını
kan rengi yaprakları / toprağın olurdu
her kopan parçada / ayrılık okşardı yüzünü
gül
yine de kıyamazdı yağmura / ahı bile kendine olurdu
hayat bulduğu yine yağmurdu .....
bende / sen de
yağmur da / gülde
ortak bir hikaye ' miydi?
Üşüyordu. Yavaş yavaş donmaya başlayacaktı ama kelimeler mücadele etmekten vazgeçmiyordu...

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home