*Ağu*
Öznesi hayatın kendisi olan bir cümle kurmak istedikçe her cümlemde hayat yüklem oluveriyor kendiliğinden. Köşeli bir yıldız gibi hayat.Yıldızlar geceyi sevmişler hayat ise her ikisini. Biri gözlerin içine baka baka ağlamış, diğeri göz yaşı olmuş. Biri kendini oynamış diğeri ondan bir parça. Birbirini göremeyen bu iki şey; his alemine lisan olmuş varlık denilen yük ruhu konuşturmuş.
beden hep siyahi bir yüz
bakışları donuk ve karma Rüzgarsız olur mu hayat? Bazen elini uzatır tatlı tatlı okşar hayatı. Bazen de o el buz gibi olur (rivayete göre kayıplar öfkelendirirmiş rüzgarı birbirini kaybedenler iz bulamadıkça rüzgar kendin geçermiş ve sadece kendinin anlayacağı dille konuşurmuş) dokundukça hayata acıdır bütün renklerin tadı. zehirli bir sarmaşık dolanır ruhagök telaşa kapılır, sözleri yağmurdur toprağa konuşur. Yıldız görünmez artık. Hayat bulutla birliktedir. Sağı solu belli olmayan aynaları kendine esir eder bulut. Zaman onun avuçlarında dilencidir şekilden şekile girer bazen ince bir çizgi olur seslenir kaleme bazen de coşkulu bir kalem olur koşar cümleye. Ve kendi içine yapılan dualara kulak misafiri olur hayat. Biliyordur adının merdiven olduğunu…
Her basamakta farklı bir dua farklı bir yara /
dua merhem olacaktır yaraya. bir kere yürek kaydolmasın acıya alınan her nefeste sızı vardır artık nefes ve sızı; hayatı korkunç kılan iki kahraman… Güç ikisinin karşısında eğilir boynunu büker.
Yürek her iç çekişte acının tazeliğini hisseder. Feryadı; – beni bu sevgiden ari kıl- işte hayat duvarlarına kopyalanmış bir dua …Sevgi; arzu edildiğinde yüreğe şeref misafiri olan bir yolcu mu? Her şeyden soyutlanarak kendini misafire ikram etmekten haz alan özlem, konuğunu ağırlamaktan oldukça mutlu.
Özlem için sevgi çağlayandı gözlerini kapatması gerekti. Şimdi her şey daha da net. sevginin içinde olmak güzel… Gözlerini açtığında bütün harflerin bedenlerine girip onları hareketsiz bırakmakta. Bir araya gelmesinler diye alfabeyi zihninden de silmekte. Sevgiye bir başlık koyması gerekti çünkü. Koyduğu her başlık önce kendini dar geliyordu (zamanın farklı işlediği mekandı burası duyguların özgürce gezdiği bir mekan zor ele geçen bu tabloda ölümsüzleşmek ve rengin kendi tonuyla dansını izlemek … sanırım hayal ötesi bir şey.)
Misafir daha doğrusu duygulara seçilen kurban, artık geri dönmeliydi. Ruh sevgide tatmin olup kendini bulmuştu çünkü. Özlem bencilliğini kabul etmeden sevgiyi uğurladı.Tekrar hararetlenmesi gerekti.Bir çöl olmalıydı özlemsevgi için yanıp kavrulanzindan olmalıydı bütün renkleri siyaha mayalayan. bir mağara olmalıydı yalnızlığıemzirip,büyüten. Bu makam onu daha da mutlu ediyordu. Bir kurbandan göz yaşını içse de gece – gündüz, doymamıştı… Herkes değildin, herkesten bir nefestin. Bende tükendin Hayat artık basamaklarında koşanları izliyordu. Bulutun veda edeceği de yoktuyorumlamak istemiyordu hiçbir şeyi, sadece boş bakışlarla bakınıyordu.
Düşlerinde hep o kayıp yıldız vardı bir de ağu… Şimdi hiç kimsesin. Seni bir ağu’ya kundakladım sevgili
.Ağu
önce nereye düşer cemre belki de bir şiirealın dilimden kilidi ben size söyleyeyim
nasıl yıkar beden çadırını yaslanınca sesinenasıl da öper dolaşması gibi dolaşıp soğuğun aramızda
işte öyle sarar ruhunu her resimli kitaba masal arar gibiyağmurla yarışır,
ne dedimse ad bulamadım yağmuraıslanmadan önce bir kasımpatı olup yetişsem kendime
bu aşk,yani bu yusufcuk kuşunun kursağında bir zehir
her damlada çoğaltır bizi, kaskatı kesilir gök
yürek kaskatı bir gece diliyle yığılır kalır sükutademirlenir hecelere,
ben alıp yüklemimi çıkarımkaostan bir damarı açmak için geceye,
gece memnun
tüter dumanı,kim bize gelse bugünlerde biraz gece
ondandır ve haklıdır ölüm, atar nişanı ileri bir tariheb
akışım derindir ama hayat hep çerçevelerden taşar
kumlardan, kumsallardan,kum saatlerinden
ilgisiz bir zamir olmak için çok çalış dendi şiire
yeminlere çok çalış dediler, ihanetlere ve boş evlere
aldım karanlığı yüzümde parçaladım, yanlış yerinden
başladım sevmeye siyahı, bu ondandır, izini kaybettiğim günlere açılır gözlerimve gözlerime kapanır ıssız ve kimsesiz günler
saçıp hurufun küllerini avcuna her nefeste
yıkıntı mabedinden kovdum muştuları
bir tek ben olayım diye içinde senden ev inşa ettim
varsın avcılar konsun dallarına kaderin vurulmak için bir acıya kanat açmış kuşlara
ben gömmeye gidiyorum yüreğimin haritasını
sen de gel haydi unutalım beraber evlerden sızan patikalarıyokuş yukarı akansıkılgan yorgunlukları

2 Comments:
hayat tarifi aşk özlem ve sevgiyle betimlenmesi(his-el-dil;beden,yürek-akıl)güzel.lakin mekana karşı belileyicilik zamana karşı edilgenlik niye?
siz ismine aldanmayın(ağu olduğuna), muhteşem imgelerin imbikten sızılıp billurlaştığı deneme mahiyetinde bir yazı,
yazar artı şairenin güçlü imgelem gücü her satırda kendisini hissettirmiş olup, okuyucuyu yazının mantalitesiyle (Derin felsefi arkaplanı)adeta büyülemiş,
Gerçi soyutlamalar etimolojik esneklikler kendisini hissettirse de kelime öbeklerinden farklı mana cevherini dikkatli okuyucular sezmektedir, yazı postmodern nitelik haiz gibi görünse de real alemden izler taşıyan, ayağı sağlam yere basmakatadır,bu da yazarın kalıcılığın kanıtı olsa gerek,
Yazarın burada zihniyet tahliline girecek değilim, bir okuyucu olarak özgün üslup beni etkiledi,
Hülasa yazara başarı dileklerimi ifade ederken, selam,saygı ve dualarımı sunarım bir okuyucu olarak yeni çalışmalrını beklediğimizi açık yüreklilikle ifade ederiz...
Yorum Gönder
<< Home