*Kim /sin*
Söz ayna olmaktan uzak kalmayı tercih etse de biliyordu yüreğin görüntüye ihtiyacı olduğunu. Parantez içinden sıyrılıp; direnişe kulak asmadan uçuruma atmak istiyordu kendini. Görünmez bir ip boğazına dolanmıştı yine… Alnında ve avuç içlerinde ter / gece sis ve ses / gözlerim nerede? Sis; duyguları uzakta görünmez kılan bir sömürü ya da gizlilik denilen bahçede örtü, dokunuşu ölüm soğukluğu gibi… Bakışı giydirebildiğin her mana(da) kalıp ya da hece gibi parmak uçlarında toplanan ağırlık…
Kelimeler görüntü için birbirine sokulmuşlardı. Yine bir dansı izleyecektik ezilen cümleler olacaktı. Uzayıp giden bir yolun temkinli virajları gibi soluk kesen – nefesi içten içe çektiren dağınık bazen de birbirine uyumlu mısraları çerçevenin içine yerleşecekti ki ışık kendi kabuğuna çekildi…
Siyah fonda kan lekeleri, gözden damlayan da kandı. Aynada görüntünün yerinde ben olabilseydim. Sana kelimesiz anlatabilseydim mevsimi kış olan bir ülkeyi, kar yerine kanla yıkanmış ülkenin sokak lambalarında soluklanan vefasızlığını…
Anlatabilseydim demir parmaklıkların gerginliğini çaresizliğe gebe kalışlarını. Karanlığa sarılıp iç çekişlerini, yutkunmalarını…
Genizdeki barut kokusuydu imkansızlık . Çizebilseydim hayat defterine bir ağaç gövdesine yaslanmış vefasızlığı, kanla boyardım her şekli. Pıhtılaşmış köşelere destanları yerleştirirdim zaman hemen hatırlanmasın diye. Sabırsız dumanlar sarmış boş şehri. Bir duman çığlığına nakşolmuş geçmişin hesabı…
Toprak yine siteme dönmüş / tohum hep asi… Sarmaşık toprağa kör çalarcasına kalkmış uzandığı yerden ve hep ileriye doğru atılan adım; benim, diyerek ardına bakmayı yasaklamış kendine. incindiği her yerde sarmaşık adı tokat gibi inmiş yüzüne de zincirleri büyütmüş kininde. Her halka vefasızlık olmuş. Tohum sükuta bürünmüş/ toprak sözü tüketmiş. Her şeyin bittiği yerde başlamış iç savaş. Gözbebeklerinde oynayan görüntü helallik dilemek istese de ses sahibini bir türlü bulamamış/ güvercin kanadına sarılmış vefasızlık …
Yine en ince yorumları kendine saklıyorsun. Kayıp bir ülkede kendine bulduğun yol hep merdiven / yorulmadan sayıyorsun basamakları. Her basamak virgül, sanki duraksıyorsun.
Farklı olmayı öğretmişsin kendine (öğrettiğini sanmışsın )
Gece yerini gündüze savaş yerini barışa nefret yerini sevgiye bırakmaz mı bir gün?
Düşünceleri zindana saklamak, kendini zindana kapatmak, yokluk sınırını çizip öyle seyretmek etrafı. Mat renklerin alınganlığında oyalanmak ya de vefasızlığın tevazu içinde kalışını, ironiyi dansa kaldırışını, ışığın kendini soyutladığı her mekanda izlemek; doyumsuz ruhun depremi andıran sancılarında, çektiği açlığı bir paket yapıp saklamak sonraki yıllara, belki yeni bir bilmecedir derken sordun mu hiç kendine- sen kimsin diye ?
Kimsin sahi sen?
“ Demir atılan liman ben miyim dedi yine / her kelimede
ayrı bir ben mi yoka” dedi ….

1 Comments:
www.sonpencere.info Ben denizim,engin deniz...
Yorum Gönder
<< Home