Değil mi
| Yağmur birden kesildi. Bir iki dakika önce telaşlıydı, heyecanlıydı, hiddetliydi ve sıralanabilecek her şeyi desteklemese de kabul ediyordu tarif sıksa da onu. Umulmadık bir zaman olmak istiyordu. Beklenildiğinde avuçlara ancak bir iki damla olarak düşmek sonrası rüzgarla bir hayale doğru sürüklenmek ve belli, belirsiz şekillerden uzak olmak işte yine suskunluğunun ilk sarılışıydı Naz dediğin makam, sürgün dediğin şehir, rüya dediğin alem; puslu bir gölgeyse gözünü yoran, kelimenin rengi kaktüsün gizlediği suda bulanıyorsa; toprak uyuşmazlığın, ay yıldız ve sen, dik üçgen gibi kendine olan vefasızlığında karanlığa bir yama oluyorsanız öykü denilen işaretle. Umut kapıda yorgun bir nefes ve merdivenin intiharında / kesik bir el. Bekleyiş solgun bir yüz. Yaklaştığın her adımda daha da solan kararsızlığının siteme son seslenişiydi… (sarılışıydı)…Biraz önce ateş yakılan yerde birbirlerinin dilini anlamayan kül yığını var. Sükutu bozan dalgaların sesi ve her şey bana inat sorularda gizleniyor(du) Cevap; şansızlığını dokusa da çaresiz bir ilmekle bütün şelaleler aynı kurguda. Ayna da mekanı terk etmek istedikçe, sabırsızlandıkça girift bir daire içinde bütün bellek allak bullak oluyordu. Hayal ötesi neyse o perde açıldığında, düş, her zamanki konuk edasıyla yaklaşırken pergelin ucuna yerleşen bekleyiş kelimeye hapis.***Bütün zaman kiplerine elini açsa da söz, yaşam; parmak aralarından süzülüp düşmeyi tercih eden bir telaştan ibaret d*e*ğ*i*l m*i? |

1 Comments:
(...)
Yorum Gönder
<< Home