29 Haziran 2006

Neden

Neden?

Yeni bir şiir yeni bir doğum demek. Bir kan kaybı, deprem. Bataklıkta çırpınış, nefesin yer yer kesilişi; bitti dediğin an tekrarlanan başlangıçlar.Yok oluşla, diriliş aynı kefede mi ? Neyle neyi tartacaksın şimdi sen? Duvarları kelimelerden olan bir zindandasın. Her yer karanlık sadece gözlerin ışık. Hiç bir canlı yok etrafında yüreğin hariç. Hislerinle oluşturduğun bedeni sorguluyorsun üstelik hiç bir detayı unutmadan, ışığın ve sesin birlikteliğinde. Yeni bir elbise dikeceksin o bedene. Ölçüler aynı, kumaş aynı. (farklı olan ne?) Kalıp bir türlü uymuyor. Umursamıyorsun bu noktayı, düşünmeden de yapamıyorsun ..

"Gece ve Yıldız" adlı tabloyu yapmıştın saman yolunu izlerken şimdi aynı bedeni kelimelerle resmedeceksin. Yüzündeki endişe duvarın incelen bölmeleri yüzünden. Denemek istiyorsun. İtina ile duvara dokunuyorsun. Duvar yıkılıyor neden?

***

Her şey

Masanda açık bir bir defter var. Bugünün tarihi atılmış, sanırım günlük tutacaksın. (Hüzünlü gözlerle boş boş bakıyorsun, zaman ilerlediği halde bir kelime dahi yazmadın henüz. Kelimeler geniş bir yelpazedir. Hayat sahnesinde rolünü hep başkasını taklit edip kendi olamayan insanların cömertçe kullandığı kelimelerin sıradanlığına gülüp geç lütfen.. . Onlarda sürekli kelimeler şekillenir. Avuç içlerinde yoğrulan oyun hamuru sanki kelimeler, akıl almaz ifadelerle süslenip yürekte teşhir edilir, o akıntıya kapılmamak imkansız değil mi? Sahne aktörlerle dolu, dolayısıyla kelime de... Sonrasında yeni aldanış ve rahatlamak için tercih edilen günlük defteri ... Yazmadan çekilen acı deftere boşaltılabiliyor .

Defter; sessizce ilk açıldığım an göreceğim hüzünlü gözü tahmin etmiştim diyor. Her şey bir kehanet mi diye sorarken, şaşkın Tanrıçanın yeni bir cezası mı bu. Neden her şey birbirine girmiş. Her şey bir düğüm, neden?

***

Aynı şey

Güneşin altında ezilen kum yığını. Sanki güneşten bir parça, elimi uzatıyorum / tutmuyor.Belli ki canı çok yanmış. Ya da tutacakken ben çekiyorum. Bütün gün güneşte kavrulan kum yığınlarının çaresizliği, kaderi ; sessiz vaveyla...

Bitiremediğim şiir kum tanecikleri gibi heyecanlı, çaresiz. Aynı şey uzakta da olsa aynı acı. Kum saatini kuruyor zaman perisi. Mısralara geri dönüyorum, onların nefesini içimde hissediyorum ve aynı nefesi soluyoruz, birden kayboluyorlar. Sanki saklambaç oynuyorlar, oysa ben yorgunum bunu unutuyorlar. Bir iki defa sesli okuyorum şiiri. Aynı yere geldiğimde yine sis çöküyor üzerime. Aynı huzursuzluğu hissediyorum ve devam etmiyorum.

Düğün, şenlik, ölüm, yas / aynı şey şairde...

Neden her şey aynı şey?


25 Haziran 2006

*Ay'dan Kız*

"Heybeler dolusu masal getirsem sana, Yunus gibi sadık bir yürek olsa her dizem, yıldızlara kurulan düşleri çalıp Ay'dan kız çizsem göle / zaman çarşısı benden önce tüketir mi şiirleri? '


Kaf dağına gömülü bir öyküden doğdu kız.
Emdi / Anka’nın yaralı kalbini
yüzünde açan gül(den) damladı kan…
Gökkuşağına asıldı ferman. Yüreğinde
taşıdığın tabut zehirli duman / rüyada büyüdü kız…

Her yönden gülümseyen güneş öptü alnını /
söküldü Kaf dağının elbisesi devler
yüklendikleri efsaneyi yıkadılar bir gölde /
yankılandı ahı uyandı düş /
sakladı göl Ay’dan kızı …

Sarı saçları karanlığı dokudu dağıldı ışık /
bir ceylanın gözbebeğinden.
Rengi kaftandı, gökyüzünü omzunda.
Yoruldu mum / başını eğdi cümle
kaldırıldı boyutlardan perde / a-ş-k
firkat çeşmesi…

Pergelin ucunda mutluluk / daire girift
yürek yakuttan bir taht / oturdu ay’dan kız
zamanı dilendi.


Ardıç dergisi /5

10 Haziran 2006

Değil mi

Yağmur birden kesildi. Bir iki dakika önce telaşlıydı, heyecanlıydı, hiddetliydi ve sıralanabilecek her şeyi desteklemese de kabul ediyordu tarif sıksa da onu. Umulmadık bir zaman olmak istiyordu. Beklenildiğinde avuçlara ancak bir iki damla olarak düşmek sonrası rüzgarla bir hayale doğru sürüklenmek ve belli, belirsiz şekillerden uzak olmak işte yine suskunluğunun ilk sarılışıydı

Naz dediğin makam, sürgün dediğin şehir, rüya dediğin alem; puslu bir gölgeyse gözünü yoran, kelimenin rengi kaktüsün gizlediği suda bulanıyorsa; toprak uyuşmazlığın, ay yıldız ve sen, dik üçgen gibi kendine olan vefasızlığında karanlığa bir yama oluyorsanız öykü denilen işaretle. Umut kapıda yorgun bir nefes ve merdivenin intiharında / kesik bir el. Bekleyiş solgun bir yüz. Yaklaştığın her adımda daha da solan kararsızlığının siteme son seslenişiydi…

(sarılışıydı)…Biraz önce ateş yakılan yerde birbirlerinin dilini anlamayan kül yığını var. Sükutu bozan dalgaların sesi ve her şey bana inat sorularda gizleniyor(du) Cevap; şansızlığını dokusa da çaresiz bir ilmekle bütün şelaleler aynı kurguda. Ayna da mekanı terk etmek istedikçe, sabırsızlandıkça girift bir daire içinde bütün bellek allak bullak oluyordu. Hayal ötesi neyse o perde açıldığında, düş, her zamanki konuk edasıyla yaklaşırken pergelin ucuna yerleşen bekleyiş kelimeye hapis.***Bütün zaman kiplerine elini açsa da söz, yaşam; parmak aralarından süzülüp düşmeyi tercih eden bir telaştan ibaret

d*e*ğ*i*l m*i?

07 Haziran 2006

Perde Arkası



Kareli bir kağıt var önümde,birkaç kareyi boyuyorum kırmızı mavi ve siyahla. Bütün kareleri boyasam en çok hangi rengi kullanırdım acaba? Hayata rengini veren ruh halimiz zaman zaman düşündürmüştür bizi. Çıkmazlar… En çok bu çizgi arasında gelip gittiğimiz olmuştur. “ çaresiz kaldığınızda tek çare bilin ki yine kendinizsiniz” Çare kişinin kendidir keşfedebilene.
Ama zor geliyor hayatı karelerine bölmek ve tek tek boyamak onları. Her kareye çıkmazı, bitkinliği, heyecanı ve çareyi fısıldamak. Beyni ne dolduruyorsa, en çok ne karıştırıyorsa onu parçalara ayırmak ve üzerinde düşünmek olabilir ilk iş. (Ama kaçıyoruz biz bu yük gibi gelen çözümden.) Her şey bitti diyoruz yeni başlamışken. Ve okyanus kadar derin sanılan hayatta boğuluyoruz.( Nereye kadar?)
Ölüme bizi yaklaştıran zehir; damarlarımıza her gün biraz daha yaklaşıyor, iştahla. (Dış alemde; savrulan gülücüklerle sahte bir dünya kuruyor bize. Sadece o anda mutlu oluyoruz. Düşünmeye de gerek yok. İçinde bulunduğumuz anın keyfini çıkartmakla meşgulüz. Bir de bunun perde arkasına inelim, iç aleme)
Neden kabuslarla dolu geceler?
Neden burukluk var yüreğimizde?
Neden bir şeyler boğazımı sıkıyor? İmdat! Sözcüğünü kim duyacak. Yeni bir bataklık mı?Renkli dünyanın ardında neler var? Ve nereye kadar devam edecek bu ışıltılı hayat? Ve göz kapaklarındaki ağırlık bitince sureti göremeyince eşya sökülmeye başlar perde arkası.
Hayatı bir cümleyle ifade edecekseniz deselerdi. Önce hangi kelimeden başlardınız? Keşkelerden mi?
“İnsanların mutlulukları ya da mutsuzlukları,talihin olduğu kadar kendi karakterlerinin de eseridir.”!! (La Rochefoucauld)
Mutluluk için mi savaş verdik. Bazen avuç içlerimizden kayıp giden bazen de yıldızlar kadar uzak bulup seyrine daldığımız o nazlı duygu için mi kendimizden uzaklaştık. Herkese sorular sorduk da bir kendimizi ayırdık. Cevapları bulmak zordu belkide. Ya da doğru cevaptan korktuk. Ve pişmanlıkların seferindeyiz şimdi .
“İnsanlar hatalarını mutluyken değil ancak mutsuzken anlar”. (Daniel Defoe) …
Perde arkasını önce kendimiz görmeliyiz. Yolun nereye gittiğini merak etmeliyiz. Eminim bir zaman sonra hayatı; süzgeçten geçirip mürekkebi acılar olan kalemle anlatacağız, üzülerek. Yolun başı ve sonu görebilmektir.
Her şeyden öte ‘asıl olanı bilmektir” çözüm…. Ruh miracı tattığında tatmin olur!
“Her insan büyük bir alemdir. İnsan düşünceden ibarettir. Geri kalan et ve sinirdir”Mevlana

03 Haziran 2006

Yazı ve Şiirlerimi İzinsiz sitelere gönderen...

Yazı ve şiirlerimi izinsiz sitelere gönderen arkadaşlara rica ediyorum önce hangi şiiri kullanacaklarsa bana bildirsiner..
Okunmak , beğeni ile takip edilmek çok güzel bir duygu. Ben önce bu beğeni için güzel yüreklere teşekkür ediyorum. Bu durum beni çok rahatsız etti. Bilmediğim, adını duymadığım sitelere, form sayfalarında ve bloglarda dolaşıyor şiirlerim. Ve hoş bir durum değil bu manzara çünkü köşe yazarlığını yaptığım bhd.haber.com un haklı olarak bir prensibi var. Bu sitede yazanarın yazısı sadece bu sitede olacak. Eğer şiir ve yazı kullanalıcaksa haber verilip kaynak belirtilecek. Ben tekrar tekrar beni takip eden ve beğeni ile desteklerde bulunan bütün şiir sever dostlarıma teşekkür ederken bir ricada bulunuyorum; lütfen bana mesaj atın ve hengi şiiri alacağınızı belirttin .

sevgiyle kalın ....