12 Nisan 2006

Zin /danın Nazı

Ateşin kefenine sarkıyordu yorgun

bir ıhlamur ağacından / Sükut

avizeydi, bir yanım karanlık

diğer yanımda / ipek

kozasına kan kusan akrep

kıskacından utanan akrep / duvarın

rengiyle deniyordu kendini, gözleri

bir merdivenin intiharında / merdiven

kör bir kuyuda, kuyunun zincirinde /boş

bir ibrik / ıslığında raks eden

iskelet / ayna / mercek …


sılası / asi bir kavil

ebabil kuşunun attığı taş /

Kızıl denizi bölen asa / mürekkebin

diliyle dizildi tespih ipine / rüyası

lahdin baş ucunda kesik bir el

ve boynuna asılı / kırk

soru / kırk cevap… şin kaf / sı

ratın ökçendeki sayılı çivi / miadın

doğum sancısından öç alan ağustos ki

Mikail’in serçe parmağından karanfil

tohumu çekti tespihi / yırtık

gömleğini geceyle diken Zühre’ de

hummalı bekleyiş …

Zindanın nazı, Kays’ın ayak izi /

yordu aynaları… İrem

sultanda aşk

yarada sur / yara ur…

Ümitzeynep Kayabaş

2 Comments:

At 6/28/2007 07:57:00 ÖS, Blogger gürbüz ünal said...

zindan ve kays niye hep dışarıda...

 
At 8/12/2008 11:55:00 ÖÖ, Blogger Yusuf BAL said...

insanı hayran bırakmaktan başka bir şey yapmamış şiir

 

Yorum Gönder

<< Home