Zin /danın Nazı
Ateşin kefenine sarkıyordu yorgun
bir ıhlamur ağacından / Sükut
avizeydi, bir yanım karanlık
diğer yanımda / ipek
kozasına kan kusan akrep
kıskacından utanan akrep / duvarın
rengiyle deniyordu kendini, gözleri
bir merdivenin intiharında / merdiven
kör bir kuyuda, kuyunun zincirinde /boş
bir ibrik / ıslığında raks eden
iskelet / ayna / mercek …
sılası / asi bir kavil
ebabil kuşunun attığı taş /
Kızıl denizi bölen asa / mürekkebin
diliyle dizildi tespih ipine / rüyası
lahdin baş ucunda kesik bir el
ve boynuna asılı / kırk
soru / kırk cevap… şin kaf / sı
ratın ökçendeki sayılı çivi / miadın
doğum sancısından öç alan ağustos ki
Mikail’in serçe parmağından karanfil
tohumu çekti tespihi / yırtık
gömleğini geceyle diken Zühre’ de
hummalı bekleyiş …
Zindanın nazı, Kays’ın ayak izi /
yordu aynaları… İrem
sultanda aşk
yarada sur / yara ur…
Ümitzeynep Kayabaş

2 Comments:
zindan ve kays niye hep dışarıda...
insanı hayran bırakmaktan başka bir şey yapmamış şiir
Yorum Gönder
<< Home