*Günlüğümden *
Kitap soran müşterilerle özel ilgilenirim küçük bir kız çocuğu kitap bölümündeydi çalışanlara işaret ettim seviyesine göre kitapları göstermeleri için; kıza yaklaştı arkadaş ve yardımcı olmak istedi , kız ters cevap verince ilgilenmeyi bıraktı . Sabit bir yerde duruyordu gözleri kitaplardaydı ama mimiklerinde en küçük bir değişiklik yoktu dış dünyaya karşı tepkisi sınırlıydı , kendisinde dikkatimi çeken şey güvenen bir ses tonuydu birkaç defa bakışlarım o müşteride yoğunlaştı ama bizzat ilgilenmek istemedim zira ters birine benziyordu .. İyi günler dileyip çıkarken arkadaş neden alamdınız diye sordu
Kızın cevabı
- Çok pahalı satıyorsunuz size iyi günler
yorum yapacak zaman yoktu çünkü başka müşteriler de vardı .O gittikten sonra raflara tekrar göz attım her seviyeden kişinin rahatlıkla alabileceği kitaplar vardı .
Aradan bir iki gün geçmişti yine aynı kız içerdeydi bu sefer kalemlere bakıyordu bir müddet sonra yine almadan çıkarken yanına yaklaşarak
Küçük hanım beğendiğinizi bulamadınız sanırım dedim
Verdiği cevap
- Çok pahalı satıyorsunuz . size iyi günler
tabi ben yine doğal olarak rafa göz attım fiyatlara baktım çok düşük fiyatlardan başlıyordu kalemler , sadece tebessüm ettim .
Soğuk yağışlı ve durgun bir gündü benim de nedensiz bir şekilde canım sıkkındı bu gibi durumlarda soğukkanlı olurum. Elime arkadaşın övgüyle bahsettiği kitabı aldım ve
“Zahiri” okuyordum . İçeri yine o kız girdi bu sefer flütlere bakıyordu arkadaştan pembe rengi istedi ve bütün flütlerin rengine baktırdı ama yoktu ki pembe renk.Arkadaş flüt ararken kız hiç konuşmuyordu dimdik duruyordu yine yüzünde hiçbir değişiklik yoktu onu incelemeye koyuldum üzerinde eski bir hırka vardı rengi soluk ….Kızımız en nihayetinde konuştu barbi flütler ne kadar.. verilen rakam ona pahalı geldi biliyorum ama yine tepkisizdi en küçük bir değişlik yoktu yüzünde yanına yaklaştım
- Arkadaşlarının çoğunda barbi flütler, barbi etiketler, kalemler var değil mi dedim cevap yoktu maalesef ve sende barbi etiketinde almak istiyorsun ama paran yeterli değil , dinliyordu fakat cevap vermiyordu ..gözlerinin içine bakarak derslerin nasıl dedim aynı ses tonuyla
güzel ..dedi . peşinden adın ne diye sordum tek cevap
- Filiz ..
Bak filiz, elde edemediğimiz bir şeyler bizi kamçılamalı ki daha çok çalışalım o çok istediğimiz şeylere kavuşmak için içimizdeki özlem , azim olarak bize dönmeli.. o enerjiyle yaşamın bu eksi yönünde pes etmemiş olacağız ve her şeye rağmen mutlu olmasını becereceğiz. Nasıl mı? sen , öğrencisin derslerine çok iyi çalışarak ..Hedefine bir gün ulaştığında olgunlaşmış bir ruhla hayata yeni bir simayla merhaba diyeceksin
ve güç şartlarda başarmanın hazzını duyumsamak tarifsiz bir duygudur …( bu cümleleri ben kuruyordum ama hayat bana onun sunduğunu sunmamıştı ki ben yok nedir bilmeden büyümüştüm her şeyim fazlasıyla olmuştu . Acaba onu anlayabiliyor muydum evet anlıyordum ya da anladığımı sanıyordum …
Yeliz baban ne iş yapıyor
Yeliz :
- babam çalışmıyor
annen çalışıyor mu
Yeliz :
- Hayır annem çalışmıyor nasıl çalışsın ki o hasta ..
nasıl geçiniyorsunuz diye sordum
Yeliz
- annem elişi yapıyor …
içim bir tuhaf oldu ama halimi ona belli etmek istemedim çünkü o acınmak duygusunu görmek istemiyordu kısa bir sessizlik oldu
Yeliz
- Abla teşekkür ederim bir çok fikrim değişti sayenizde bundan sonra bende olmayan , olamayan şeyler için üzülmeyeceğim başarmak, daha iyisini başarmak için çalışacağım
o kırmızı flütü alabilir miyim
tabi dedim yüzünde küçük bir tebessüm oluştu ..yine uğra Yeliz dedim ..
tabi uğrayacağım iyi günler size
Bazen yersiz tavırlarla karşılaşırız mesela ilk tanıştığımız bir kişiye kimsiniz diye sorsak (eğer isimin başında bir unvan taşıyorsa ) hemen agrasif bir yapı sergilerler , tanınmış simasını her yerde karşılarına çıkmasını isterler üstelik farklı bir karşılama töreni (yani onlara varlıklarını hissettirme ) görmeyi isterler ki bunu bulamayınca hırçınlaşmakta geç kalmazlar .Şimdi çok daha iyi anlıyorum bu tarz karakterin altında ne yattığını ..Onlarda hayata karşı bir kin var, güzel geçmeyen çocukluk dönemlerini , bastırılmış güdülerin hesabını sorma var …O dönemlerde insanlar tarafından dikkate alınmadıklardı için bu tetikleyici unsurlar onlardan hoş görü ve anlayış gibi yüce duyguları silmiş bu belli …Bir arkadaşım anlatmıştı yaşlı bir komşuna yardım etmek için hastaneye onun yerine kendi gider yaşlı teyzenin ilaçları bitmiştir ve karneye ilaç yazılacaktır Arkadaşın ifadesini, duygularını aynen aktarıyorum
( yüzü asık bir bayan doktor odada oturuyor ve dışarıda uzunca bir kuyruk sanırsınız ki hastaları dövecek o denli katı bir yüzü var üstelik yaşı da çok küçük …ilk sıralarda olduğum için içeri girdim ve ilaç yazdıracağımı söyledim bir ses çıkmadı sanırım duymadı dedim tekrar ilaç yazdıracaktım dedim yine ses yok …üçüncüyü yazmıyor musunuz dedim “ cık “ dedi …O kadar şaşırdım ki kaç yıl okumuş eğitim görmüş bir kişi hayır cevabının yerine cık diyor …Bu tavrının karşısında ona yaklaştım elimdeki sevki gözünün önünde parçalara ayırdım baktım köşede soba var sobanı kapağın açtım ,bununla artık soba yakarsanız dedim ve dışarı çıktım …yaşlı teyzenin ilaçlarını ben aldım ..insan hayır şu sebepten dolayı yazamıyoruz der sanırım cık kolay ve ona yakışır bir cevaptı )
Evet tabana indiğimizde kim bilir o kişide ne bulacağız…Olumsuzlukları yüklemek basit bir iştir bu kişinin kendinden kaçışıdır ..Önceden üzülürdüm bu tarz olaylar karşısında şimdi sadece bu karakterlerin sahibine acıyorum …
Geçmiş bir bedel mi olmalı ömürde ? cevap var mı ? …
Ümitzeynep
