28 Temmuz 2005

*Adımlarım Emrimde *

O cadde üzerinden geçmeyecektim yolumu değiştirdim ara sokaklardan birini kullandım .Adımlarım evet istediğim istikametteydi ve cansız bir bedeni taşırlarken acaba ne düşünüyorlardı , zoraki adımlardı bunlar .İki gün önce mutlu iki gün sonra mutsuz bir yürek okul bahçesinden içeri giriyordu . Bir iki günaydın sözünden sonra sınıfa girdim Gamze öğretmen divan şiirini inceliyordu .
Bazen tedirginlik vurur yüzüme / uçacak sanırım elimden sevgi
Rüzgara göğsümü siper eder / yüreğimi iyice düğümler / ve düşten uzanırım ellerine / tutar mısın sevgili /
Selçuk la bu dizelerin ardından tanışmıştım . “ Tutamam “” cevabını verip oradan kaçmıştım onu ilaç kokularının içinde bırakmıştım , başımı çevirdiğimde ardımdan bakışı ilk gün günkü gibi aklımda …

Çisem , Çisem
- Kızım bu üçüncü seslenişim Çisem ,
- Efendim hocam
Sınıf ooooooo bu ne dalgınlık .Hocam galiba arkadaş uyanamadı . Alo Çisem ( günaydın )
- Vedat oğlum getir şu ( hababam düdüğünü ) ve yükselen kahkahalar !
çisem
- çok komik Tan
Tan
- Kızma ya herkes gibi bende şaka yapıyorum . Ama anlamaz ki , sana ilaç kokuları lazım .
yüksek bir sesle çisem
Tann yeter ! diye bağırdı

- Arkadaşlar sessizlik ! ( sınıfa malzeme çıkmıştı ve Çisem gibi birinden ) Sessizlik ! diyorum.. ki Gamze hocanın bu ses tonunu ardından başlar öne eğilmişti .
Çisem ayağa kalk
- Buyur hocam
- Biliyorum bugün dalgınsın ama hiçbir şey senin dersine mani olmamalı
- Sağ ol hocam
- Şimdi bana gelecek derse “ su kasidesini hazırlayacaksın “
Çisem Gamze hocanın gözlerine bakarak - peki dedi
Tan durur mu .Hocam bu ceza çok hoş ve yine sınıfın yükselen kahkahaları…
Ve Çisem in içinden geçenler
(Böyle durumlarda ; bağırmak isterisiniz son ses hem de yeter ! diye ama bunu yapamazsınız , geriye kalan boğazda bir düğümdür , niçin yükleniyor ki insanlar bu denli birbirine neden duyguları kimse anlamıyor hayatta tek bildikleri şey dalga geçmek , aşağılamak ve kişileri küçük duruma düşürmek bu pencere açılımı onlara nasıl bir haz veriyor ki bunu anlamış değilim ve doymayan aç ruhları daha da yükleniyor o bozuk suratlarda yelpazelenen kahkahaları susmuyor
.Hiç biri umurumda değil zamanı gelince bir cevap bende veririm )


sûya versin bbir gül KASÎDE DER NA'T-I HAZRET-İ NEBEVÎ (Su Kasidesi)
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su
(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda vermez.)
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem diye yükselen dizelerle ders son bulmuştu , Özlem kolyesi çoktan boyuna yerleşmişti yine adımlarım benim emrimde
( devam edecek )
ümitzeynep

09 Temmuz 2005

Şiir

Toplandı aşkın şûrası
Ecdadın gümüş kaplı kılıcı çekildi
yedi ayrı efsaneden, yedi ejder yere devrildi
yedi ayrı dağ geçildi..
Birbirlerine kavuşamayan yedi aşığın başını beklediği
kır çiçeğinin boynundaki sır arması
sularını inatla kızıla boyayan Nil'e
kurban adandı... adandı da
öyle gebe kalındı Ayça kıza

Yol uzundu; güneşin kirpikleri
açılıp açılıp kapandıkça
hararet hem bedeni hem ruhu sardıkça
destanların suları içildi...
Heybelerde serapların ağırlığı
ayazlarda ısınan nasırlarla cilveleştikçe
satır başlarına kafa tutan irinler ki
kanla yara... Aynı toprakta..

Gündüzle gece birbirinin yüzünü okşadı...
İkide bir Deli Dumrul köprü başlarını kesti
istemem ben akçeyi
aşka ihanet adlı hikayeyi, anlatın, anlatın deyip durdu...
Kayalıklarda Akçakoca başıyla işaret verirken
her kervan bu gece
Deli Dumrul a ihanetleri anlatmadan geçemedi..

Hira dağında zikir sofrası açıldı
ak sakallar nur yağmurunda yıkandı
Yıkandıkça pak bir yazgı işlendi Ayça kızın alın semasına

Ardından;
zaman sancıların ipiyle kendini astığında
Peygamber sabrıyla dil ısırılırken
şahlanan acılara koca bir feryat gerekirken
hiç kımıldamayan dile hayran kaldı bezm-i alem

Sevdan ve gururun ikiz bir doğumda, göbek adın
Hintl i gelinlerin eli değmiş narin alnına
oynadıkları çayda çıra.. ve o kara
nazara kör çalmakmış Ayçam..

Meleklerin ak kanadı ilk kundağındı senin
Ayçam,
her kalbin biricik kristal vazosu
Göz yaşlarını besteleyeceğiz büyüdüğünde
Azametini sırtlayacak kınına geri soktuğumuz hasetler
kaldır başını Ayça
Ay senin adında
nankör sevdalar parlıyor yalnızlık adasında

Güve otlamış hatıraları açma be Ayçam
Zehirle harç olmuş kelimeler sandığına
Kalk, sende bir kilit vur... vur da
Işık cümbüşünde ağma bakışlara tutunan yürekler
dikenleriyle seninde canını yakmasın ay gözlüm..

Ayça
gülücüğünde şımaran çaresizlik
her gece gölgen Nilay ın damarlarından akan
taze kanda buluşurken
Aşkar ın elinde titreyen beyaz incilerde
dirilir karanlıklar
ve
ertelenen aşklar donuklaşırken iki göz bebeğinde
susuşlar örülür çaresizlikte..

Yokuşa sürdüğüm şiirimde mimlenir gurur, sevda
Kaldır başını Ayça
bak, ay senin adında...

Aşkar: Ayça nın haberdar olamadığı sevgili
Not: Ayça: Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi, hilâl.

Kaynak: http://www.dergibi.com/siir/ayrinti.asp?id=113